bütün ülkelerin işçileri birleşin

BAĞIMSIZLIK, DEMOKRASİ, BARIŞ VE SOSYALİZM SAVAŞIMINDA HALKLARIN BAYRAĞI  



img377/2492/48633683fy1.gif
Değerli yoldaşlar,

Bulgar halkının büyük oğlu, uluslararası komünist ve işçi hareketinin Leninist seçkin savaşçısı Georgi Dimitrov’un 90. doğum yılını bütün Türkiye komünistleri, devrimcileri en derin saygılarla selamlar.

Kurulan şu forum, “Georgi Dimitrov ve barış, demokrasi, sosyalizm için devrimci, demokratik güçlerin birliği” konferansı Türkiye halkı için yurtsever, ilerici güçler için güncel bir önem taşır. Böylesi bir foruma ve birleşik cephenin yüce stratejicisi Dimitrov’u anma törenine katılmak bizim için bir mutluluktur. Böyle bir olanağı bize sağladığı için Bulgar Komünist Partisi’ne candan teşekkür ederiz.

Georgi Dimitrov, genellikle Türkiye olaylarını, özellikle Türkiye’de işçi hareketini, Türkiye Komünist Partisi’nin çalışmalarını izlemiştir. O, Komintern’in Genel Sekreteri olarak, Türkiye Komünist Partisi’nin Marksçı-Leninci ilkelere göre yetişmesi, gelişmesi için hiçbir yardımı esirgememiştir. Georgi Dimitrov’un bu yolda yaptığı uyarılar, eleştiriler, verdiği devrimci öğütler komünistlerin savaş yolunu aydınlatmıştır. Bunlardan çoğu güncelliğini, canlılığını hâlâ sürdürmektedir.

Dimitrov’u yakından görmüş, yanında, yönetiminde çalışmış, savaş arkadaşlığı etmiş olan kardeş partilerin komünistleri için bu anma töreni, bu bilimsel konferans, özel ve çok duygulu bir önem taşır.

Komşumuz Bulgaristan’ın başkenti Sofya, tarihsel günlerinden birini daha yaşamaktadır. Bu konferans, uluslararası komünist ve işçi hareketinin gelişmesine, halkların ulusal bağımsızlık, demokrasi, barış ve sosyalizm yolundaki savaşlarına hız veren yeni, önemli bir katkı, bir güç kaynağı olacaktır.

Dimitrov’un kesinlikle, kıvançla yürüdüğü şanlı, Leninci bir savaş yolu vardır. Marksçı-Leninci ilkeler üzerinde onun yönettiği, sert sınıf savaşlarından geçmiş olan BKP, Dimitrov’un kıvançla taşıdığı proleter enternasyonalizmi bayrağını yükseklerde tutmaktadır. Dimitrov, burjuva ulusçuluğuna, şovenizme karşı amansızca savaşmıştır. Aynı zamanda Büyük Oktobr Devrimi’nin getirdiği, Lenin’in kurduğu Sovyetler Birliği’ni var gücüyle savunmuş, ona toz kondurmamıştır. Lenin’in partisine, Sovyetler Birliği’ne karşı saygı ve sevgiyi kardeş komünist partilerine, bütün devrimcilere sürekli aşılamıştır. Olayların akışı, komünist ve işçi partilerinin gelişme süreci, bu alanda da Dimitrov’u yerden göğe çıkarmıştır. Sovyet düşmanlığı ile savaş, anti-komünizmle savaştan, barış, demokrasi ve sosyalizm için savaştan, bu uğurda devrimci, demokratik güçlerin cephe birliğini kurma savaşından ayrılamaz.

Georgi Dimitrov, halkların emperyalizme, sömürgeciliğe, bunların kanlı yumruğu olan faşizme karşı, ulusal bağımsızlık, demokrasi, barış ve sosyalizm uğrunda yürüttükleri dev savaşların bayrağı olmuştur. Emperyalizme, yabancı tekellerle işbirliği kuran büyük burjuvaziye karşı savaşta, işçi sınıfının, komünist partilerinin, devrimcilerin görevlerini Dimitrov her zaman kesin çizgilerle belirtmiştir.

Dimitrov, birleşik proleter cephesi, halk cephesi, anti-emperyalist ulusal cephe sorunlarını, işçi hareketinin, komünist partilerinin ana sorunu vazgeçilmez görevi olarak ele almıştır. Bu sorunu bütün Leninci hüneriyle, ustalığıyla işlemiştir. O, birleşik cepheyi “sınıf işbirliği” diye almamıştır. Bunlar “birbirinin tersi, bir araya gelmeyen iki ayrı şeydir” der. Elbette bütün anti-emperyalist, anti-feodal, anti-faşist güçlerin cephe birliği; işçi sınıfının, emekçi köylülerin asalak, sömürgen sınıflarla, işbirlikçilerle birliği değildir. Tam tersine böyle bir cephe halk düşmanlarına karşı kurulan savaş cephesidir.

Georgi Dimitrov, faşizmin klasik Leninci tanımlamasını yapmış, onun sınıfsal niteliğini, politik amaçlarını, güç kaynaklarını bütün dallarıyla, ayrıntılarıyla gözler önüne sermiş, faşizme karşı savaş strateji ve taktiğini somut biçimleriyle ortaya koymuştur. Onun sağlam, yaratıcı, Leninci teoriye dayanan bu yapıtı, komünistlerin, komünist partilerinin elinde keskin bir silah olmuştur.

Sayın yoldaşlar,

Türkiye’de bundan bir yıl öncesine kadar, Türkçe’ye çevrilen yapıtlar, kitaplar arasında en çok okunan, yayılan kitaplardan biri de Georgi Dimitrov’un “Faşizme Karşı Birleşik Cephe” kitabıydı. 1969’da Türkçe çıkan bu kitap kapışıldı. Devrimcilerin, yurtsever gençlerin elinde bir savaş kılavuzu oldu. Böylesi bir ilgi hiç de rasgele değildir. Bir kez Dimitrov, Türkiye’de halk arasında popülerdir. Komünistler bunu uzun yıllar yayagelmişlerdir. Ama en önemlisi, başta geleni yepyeni Bulgaristan’ın dev adımlarla sosyalizm yolunda yürümesi, barışı, Balkanlar’da halkların güvenliğini savunması, Bulgaristan Halk Cumhuriyeti hükümetinin Leninci dış politikasıdır. Sonra Türk yurtseverlerinin Dimitrov’u okumalarının bir nedeni de halkımızın üstüne üstüne yürüyen faşizm tehlikesi olmuştur ve dahası NATO’lara bağlanmaktan gelen büyük tehlike.

Halkın kuşkuları, korkuları boşuna değildi. Gerici, yabancı tekellerle bağlı, işbirlikçi kodaman burjuvazi, onların partileri, padişahçısından, Turancısından, en azılı şovenistinden yobazına kadar hepsini elleri altından örgütlüyor, silahlı faşist komandoları ortalığa sürüyordu. İşçi grevleri, Amerikan emperyalistlerine karşı işçi, öğrenci, halk gösterileri, protesto yürüyüşleri; polis coplarıyla, göz yaşartıcı bombalarla, kimi zaman zırhlı birliklerle bastırılıyordu. İşçi sınıfının savaşları gittikçe daha sert, çok daha bilinçli ve örgütlü biçimler alıyordu. Baştan işçi, gençlik, öğrenci çıkışları, birbirine bağlaşık gidiyordu. Ulusal bağımsızlık direnişi, Amerikan hegemonyasına karşı duruş, yığınsal halk hareketi niteliği alıyordu. Böylesi bir gelişme egemen sınıfları, işbirlikçi hükümeti, bu çevreleri elinde tutan Amerikan emperyalistlerini korkuttu.

Burjuvazi bir yandan yığınlara karşı, işçi sınıfına, yurtsever örgütlere karşı baskısını artırdı. Bununla birlikte gençlik, öğrenci hareketlerini işçi hareketinden koparmaya, bu örgütleri parçalamaya, onları içinden yıkmaya koyuldu. Bu “ayır-buyur” taktiğini uygularken burjuvazi her soydan ve boydan sağcı, “solcu” oportünistleri, provokatörleri, bozguncuları kullanmaya önem verdi. Burjuvazi, Türk-İş’in başını tutan Amerikancı sarı sendikaları işçi hareketine karşı kullandı, kullanıyor.

Türkiye’de bir yıldan fazladır uzatmalı sıkıyönetim rejimi var. Bu yönetim yalnız işçi hareketine değil, bütün halka, yurtsever güçlere, ulusal burjuvazinin sola açılan kanadına karşı uygulanıyor.

Sıkıyönetimle bütün ilerici örgütler Türkiye’nin 67 ilinde örgütlenmiş olan Türkiye İşçi Partisi kapatıldı. İlerici gazeteler, dergiler yasaklandı. Basına sansür konuldu.

Sıkıyönetim komutanlıklarının açıkladıkları ve basında çıkan veriler göre son bir yıl içinde tutuklanan, gözaltına alınan yurtseverlerin sayıları 17 bini bulmaktadır. Askeri mahkemelerde yargılananların sayıları 6 bine yakındır. Birçok idam cezaları verilmiştir. Kimileri asılmıştı. Ordu içinde geniş ayıklamalar yapıldı. Yüzlerce yurtsever subay tutuklandı. Anti-komünizm, Sovyet düşmanlığı yeniden körüklendi ve Bakanlar Kurulu’nda devlet bakanlarından birine “komünizmle mücadele” görevi verildi.

Bütün bunlarda Türkiye’de ulusal bağımsızlık, barış, demokrasi ve sosyalizm uğrunda devrimci, demokratik güçlerin birliği güncel bir nitelik alıyor. Faşizmi gemlemek, gericiliği yolunu kesmek için işçi sınıfı, geniş yığınlar kendi çıkarlarını savunma zorunluluğunu gittikçe daha kesin duymaktadırlar. Birleşik Cephe her şeyden önce Dimitrov’un belirttiği gibi “yığınların içinden aşağıdan gelen geniş bir mobilizasyonla-seferberlikle- kurulabilir”. Bu süreç Türkiye’de başlamaktadır. Somut olgular bunu gösteriyor. Bozgunculara, likidatörlere karşı açılan savaş gelişen oluşumun bir yönüdür.

Burjuvazi baskılarla, zorbalıklarla kuvvet dengesini kendinden yana aktarmak istiyor. Bor’un pazarı geçmiştir. Çağımız o eski günler değildir. Başta Sovyetler Birliği olmak üzere sosyalist ülkeler topluluğu biteviye kuvvetlenmektedir. Bilimde, teknikte dev devrimler yapıyorlar. Kapitalist ülkelerde işçi sınıfının savaşları gelişiyor. Emperyalizme en başta yeryüzünde gericiliğin baş jandarması Amerikan emperyalizmine, eski ve “yeni” sömürgecilik sistemine karşı halkların ulusal bağımsızlık savaşları günden güne genişliyor.

Dimitrov’un Komünist Partisi’nin öncülüğünde arılar gibi işleyen Bulgar halkının, işçi sınıfının eliyle kurulan, korunan Halk Cumhuriyeti sosyalizm yolunda, mutluluk yolunda ilerliyor. Bu yapıt Dimitrov’un somut anıtıdır. Başı göklerdeki bu anıt kurtuluşları için savaşan, barış, demokrasi, sosyalizm uğrunda cephe birliğini savunan halklara, yığınlara gidecekleri yolu gösteriyor.

Georgi Dimitrov bu savaşın sembolüdür.

İlginize teşekkür ederim.

 

 İsmail Bilen

Sitede ara

İletişim

Savasyolu Bin bir direk Mahallesi Divan Yolu Caddesi No: 19 Kat: 1 Daire 12-13 Savaş Yolu Dergisi Kat:2 Daire:16 IgD (ilerici Gençler Derneği) Sultanahmet-Eminönü - İSTANBUL Tel: 0212 516 06 12
Faks: 0212 516 06 13

Duyurular

Bu bölüm boş.