bütün ülkelerin işçileri birleşin

15–16 Haziran: Büyük İşçi Direnişi

13.06.2010 20:07

 

15–16 Haziran: Büyük İşçi Direnişi

 

     1970 de hazırlanan yeni bir tasarıyla Çalışma Mevzuatı ve Sendikalar Yasasında işçilerin aleyhine değişiklikler getiriyordu. Tasarıda, işçilerin istedikleri sendikaya serbestçe üye olmalarını, beğenmedikleri sendikadan ayrılmalarını ve Toplu Sözleşme ve Grev haklarını kısıtlayan hükümler getiriyordu. Sendikaların Türkiye genelinde çalışabilmesi için işkolunda  sigortalı çalışan işçilerin üçte biri kadar üyeye sahip olmasını zorunlu kılıyordu.

Tabii ki bu yasa tasarısı; 13 Şubat 1967’de kurulan Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu

img377/2492/48633683fy1.gifDİSK’in önüne geçilmesi ve kapatılması için, o zamanki Demirel (Adalet Partisi) Hükümeti tarafından kasıtlı olarak getiriliyordu.      DİSK’e bağlı sendikaların yönetici ve üyeleri 15 Haziran sabahı İstanbul’da yürüyüşe geçerek tepkilerini artırdılar. 16 Haziran’da ise Gebze’de başlayan işçi yürüyüşü, değişik yerlerden katılan işçilerle birleşerek İstanbul’un merkezine aktı.

       Gösterilere  pek çok fabrikadan 75 bin dolayında işçi katıldı. Yürüyüşlere çok sayıda

Türk-İş üyesi de katıldı. 16 Haziran’da Ankara, İzmir, Adana ve Bursa’da da direnişler yaşandı.

       Direniş sürecinde 3 işçi, 1 esnaf ve 1 polis memuru yaşamını yitirdi.

       Hükümet, 60 günlük sıkıyönetim ilan etti. DİSK Genel Başkanı Kemal TÜRKLER ve

DİSK’e bağlı sendikaların yöneticilerinin çoğu sıkıyönetim mahkemeleri tarafından tutuklanarak yargılandılar.

        Antidemokratik yasa tasarısına karşı DİSK’in öncülüğünde başlatılarak kararlılıkla sürdürülen direniş, yasa tasarısının iptal edilmesiyle başarıya ulaştı.

        15–16 Haziran direnişi, Sendikal Hak ve Özgürlükler mücadelesinde yeni bir çığır açtı.

DİSK’in saygınlığı ve gücü arttı. Üye sayısı hızla arttı.

        DİSK’i, DİSK yapan ‘sınıf ve kitle sendikacılığı’  ilkesiydi. 1970, 15–16 Haziran Direnişi, bu ilkenin mücadele içerisinde kanıtlanmasıydı.

        15-16 Haziran Direnişi, burjuvazinin saldırısına karşı işçi sınıfının  eylem birliğiydi.

        Sermaye iktidarına karşı, işçi sınıfının uzlaşmayı ve teslimiyetçiliği reddederek

örgütlü birleşik bir eylemle ‘DUR’  demesidir, 15–16 Haziran. Direnişin özü budur. DİSK, önüne koyduğu hedefe en ufak bir karamsarlığa yer vermeden vardı. Sermaye güçlerinin saldırısını geri püskürttü.

        Ve burada siyasal anlamda asıl önemli olan; işçi sınıfının demokrasi mücadelesinde

Ve devrimci durumda, devrime öncülük edemeyeceğini söyleyen sağ ve sol oportünistlere tokadını şaklattığı gündür.  15–16 Haziran;  işçi sınıfının demokrasi ve toplumsal ilerlemenin motor gücü ve de toplumsal muhalefetin öncüsü olduğunu dosta-düşmana kanıtladığı gündür.

15–16 Haziran; iki boksörün ringe çıktığı gündür, burjuvazi ve işçi sınıfı.

         İşçi sınıfının büyük örgütleri ve direnişleri, sınıfının içinde yetişen, sınıfın bilimi Marksizm-Leninizm ile donanmış kişiler ve kadrolarca  gerçekleştirilir. Burjuvazinin ideolojisine sahip veya onun etkisinde kalmış ‘sarı sendikacılık’ anlayışa sahip, güdümlü sendika, örgüt ve partiler her ne kadar işçi sınıfından ve savaşımından yana olduklarını iddia etseler de son aşamada burjuvaziden yana tavır koyarlar.

         Günümüzde en büyük işçi sayısına sahip TÜRK-İŞ, uzlaşmacı, sarı sendikacılık anla-yışla sendikal hareketin içinde çöreklenmiş bulunmaktadır.  Bu tavrını, 26 Mayıs Genel Grevi sürecinde geri çekilerek, iki saatlik çalışmama kararı uygulayarak ortaya koydu. İşçi sınıfı için alınan bir kararda geri dönmek ve grev kırıcılığı yapmak sınıfsal bilinç ve iradeden yoksun olmak demektir. Bugün, sendikal hareket ağırlıklı olarak bu anlayışın etkisi altındadır.  Bunun aşılması, işçi sınıfı savaş erlerinin görevidir.

         İşçi sınıfı, sendikaları aracılığıyla ekonomik mücadele, partilerinin öncülüğünde diğer emekçi katmanları da örgütleyerek politik mücadele verir.

         30 yıldan bu yana ülkemizin Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde devam eden çatışmaların durdurulması, sona ermesi, barış sürecinin başlamasını en çok işçi sınıfı ve emekçiler istemekte ve mücadele vermektedir.

          Bu gün iktidardaki AKP hükümetine, onun destekleyen sermaye sınıfına karşı, güçlü bir halk hareketiyle karşı durulabilir. DİSK başta olmak üzere sendikal hareket güçlendirilerek, demokratik kitle örgütlerinin etkinliği artırılarak, halk çoğunluğunun örgütlülüğü sağlanarak demokrasi mücadelesine ivme kazandırılabilir. Kürt halkının özgürlük mücadelesinin başarısı da işçi sınıfının ve demokrasi güçlerinin mücadelesiyle ilişkilidir.

          Bu açıdan ele alındığında 15-16 Haziran Direnişi,  gerçekleri bilince çıkarmamız ve pratik adımlar atmamız için öğretici olacaktır.

                                            

 

 

İLERİCİ GENÇLER DERNEĞİ 
  
 

 

Sitede ara

İletişim

Savasyolu Bin bir direk Mahallesi Divan Yolu Caddesi No: 19 Kat: 1 Daire 12-13 Savaş Yolu Dergisi Kat:2 Daire:16 IgD (ilerici Gençler Derneği) Sultanahmet-Eminönü - İSTANBUL Tel: 0212 516 06 12
Faks: 0212 516 06 13

Duyurular

Bu bölüm boş.