bütün ülkelerin işçileri birleşin
Siyah Beyaz Obama
SİYAH, BEYAZ, (KARMA) BARACK HÜSEYİN OBAMA
ABD emperyalizmi kuruluşundan bu yana sömürü savaş örgütü, büyük sermaye sınıfının Cumhuriyetçi iktidarı olarak gelen, özellikle Oğul Bush döneminde ülkesinde ve tüm dünyada hiçbir itibarı kalmayan, kapitalizmin kaçınılmaz büyük krizi ile doruğa ulaşan tükenişine aranan çare olarak Kenya kökenli köle torunu, düzenin sadık adamı yarı siyah yarı beyaz Barak Hüseyin (Sahte) Obama'nın simgeleştirilerek kullanılmasına ABD'nin büyük sermaye şirketleri karar vermiştir.
Göçmenler ulusu ABD vatandaşlarına ve dünya halklarına devrim niteliğinde yeni bir şey sunuyormuşçasına 140 milyon dolarlık bir reklam kampanyası başlatıldı.
Bush yönetiminin iflas eden uygulamaları ve tam da kampanya döneminde patlayan kapitalizmin ikinci krizi, kampanyaya ayrılan milyon dolarlar, ilk siyah ve yoksulluktan gelen başkan adayı oluşu Obama'nın şansını ihtiyar kurt Mc Cain'e karşı artırmıştı.
Bunun yanı sıra söylemlerinde sağlık sigortasının yaygınlaştırılması, yeni okullar açılması verginin daha çok zenginlerden alınması, devlet desteğinin yalnızca sermaye kuruluşlarına değil, güçbela ev alan "mortgage"zedelere de verilmesini vaatleri de desteğini artırmıştır.
Dışa karşı da daha barışçı görünüp herkese gül atışı belagat sanatını ustaca kullanışı kendisi Müslüman olmadığı halde Müslümanların ve Arap dünyasının gönlünü kazanmak için adları arasında Hüseyin'i de kullanması şansını artırdı. Ezilmişlerin sembolü rolünü de çok iyi oynadı.
ABD, yeni Karaoğlan'ı vaatlerinin ne kadarını yerine getirecek ne kadar barışçı olacak göreceğiz. Ama ABD'nin yeni imajı Karaoğlan'ın sonuna benzeyeceği kaçınılmaz olacaktır, çünkü, Obama'yı vitrinde kullanan ABD'nin derin güçlerinin olduğu yakın gelecekte görülecektir. Keşke yanılsak.
Biçimsel bazı söylem ve eylemlerden başka özünde aralarında hiçbir fark olmayan, yıpranmış Cumhuriyetçilere karşı sahte demokratlar, ABD'de köleliğin kaldırılmasından 120 siyah beyaz ayrımının sözde kaldırılmasından 50 yıl sonra yarı siyah beyaz Obama'yı tüm parasal gücü ve medyası ile destekleyerek, Cumhuriyetçilerin kendileri bütünleşmiş Powel ve Rice gibi yarı zencileri kullandığı gibi Demokrat Partileri de kendileri ile bütünleşen ve güdümlerindeki BARACK Obama'nın adının arasına Hüseyin'i de koyarak, Kapitalizmin ikinci en büyük krizine den k gelen bir dönemde, ABD halkı ve dünya halklarının sermaye sınıfı pazarına sundular.
ABD'nin sermayedarlarının daha çok olduğu Kuzey Amerikalıların, Güney Amerika göçmenlerinin, ABD nüfusunun %14'ünü oluşturan ve Martin Luther King'in rüyasını gerçekleştireceği zencilerin çoğunluğu ve diğer azınlık ve marjinallerin desteği ile %53 oyla Barak Hüseyin Obama ABD'nin ilk melez ve 44. Başkanı olurken Senato ve Millet Meclisinde de Demokrat Parti çoğunluğu sağlıyordu.
Yıpranmış Cumhuriyetçilerin adayı Vietnam Katili ve mağlubu MC Cain ve Partisi ise%47 oyla bizdeki gibi iktidar değil, muhalefet partisini oluşturuyordu.
Bizde AKP %47 oy aldığı için kendini her şeye muktedir görürken gerçek iktidarın geri kalan %53 olduğunu göremiyordu.
Obama %53 oy oranı ile iktidar olduğu gecenin şafağında "Kurucularımızın rüyası gerçek olmuştur. Ben hepinizin Başkanı olacağım" derken AKP Genel Başkanı Erdoğan'ın %47 oyla 22 Temmuz seçimleri sonrasında Türkiye'de çoğunlukta olmasına rağmen %53'ü de kast ederek hepinizin başbakanı olacağım diyerek söylediği gibi; Obama da %53'ün dışında kalan %47'lik muhalefet için aynı klasik siyasi yalanı söylüyordu.
Obama zafer konuşmasındaki söylediği gibi; ABD'nin bir tek milletten oluşmamasına rağmen bir tür ABD milliyetçiliğinin üstünlüğünü savunması ve dolayısıyla tarihsel saldırganlığının savunucusu olduğunu sergilemiştir.
ABD ve Obama Büyük Ortadoğu'dan Büyük Asya'ya sarılışına ve Rusya'yı Çin'i ve Hindistan'ı kuşatma heves ve hedefinden şaşmış değildir.
Ancak kapitalizmin kaçınılmaz krizi gereği içteki ve dıştaki sömürüleri ile bunu devam ettirme olanağını gittikçe yitirmektedir.
Yaşayarak göreceğiz ki, yok hiç birisinin diğerinden farkı salt tali renk ve nüans farklılıkları ile halklarını aldatarak saldırgan sömürgen gittikçe vahşileşen kapitalizmin bitmekte olduğunu gördükleri ömrünü biraz daha uzatma savaşımında yarışmaktadırlar.
Ancak çare yok; sömürüleri ile geliştirip, güçlendirdiklerini sandıkları kapitalizmi şimdilik işçi sınıfı ve emekçi halklardan topladıkları ile geçici olarak kurtarsalar bile; bunu yarım yüzyıl daha devam ettirmelerinin olanağı kalmamıştır.
Gelecekte işçi sınıfı ve emekçi halklar, batırılan sermaye güçlerinin kendi sırtlarından ömürlerinin uzatılmasına olanak vermeyecek Marks'ın kemiklerini sızlatmayacaklardır.
Küreselleşmeleri, küresel çöküşlerini getirmiştir. Ne ABD'li Demokratlar ne Cumhuriyetçiler bunu tümü ile çözme olanağına sahip değillerdir.
Kapitalizmin krizinin seçim dönemine rastlaması ve vitrindeki siyah beyaz mankenin oluşu ABD'deki sahte demokratların şansını artırmış %53 çıkararak Güneyli toprak sahiplerini, gangsterleri silah kaçakçılarının iktidarını özdeşleri Demokratlar maskeleri ile örterek onları %47 ile muhalefete bırakmışlardır. Ancak aralarında bir fark olmadığını yaşayarak göreceğiz.
Başkan Erdoğan Obama'nın seçilmesinin ve ABD'de artık "siyah beyaz ayrımının kalktığını" kendilerini değiştirdiklerini bir siyah başkan seçerek bunu kanıtladıklarını buyurmuş.
Oğlu bursla ABD'de okurken mezun olduğu yıl içinde, gemicikler sahibi olan Erdoğan'ın ABD'yi bizden daha iyi tanıması zenci mahallelerini oralardaki ezilmişliği yoksulluğu ABD'deki neconları bizden daha iyi bilmeleri gerekirdi.
Ancak onun anlayışı pompalı silahla evinin 3. Katından gösteri yapan Kürtlerin üzerine ateş eden kişinin eylemini onaylayan sabır ama nereye kadar diyerek bu silahlı saldırıyı "kendini savunma" olarak gösterip, Türk-Kürt iç savaşını körükleyen anlayışı, ABD bir zencinin vitrinde kullanıldığını da benzer bir başka bakışla ABD siyah beyaz ayrımcılığının kalktığını elbette ki söyletebilir.
Fehmi Koru, Erdoğan için: "Obama gibi geldi Bush oldu" demiş, Erdoğan ise buna Kasımpaşalı vari tepki göstermişti.
Oysa Koru doğru söylemişti: 22 Temmuz günü %47 ile iktidar olduğunda: "ben tüm Türkiye'nin başbakanı olacağım" yani muhalefetteki %53'ün de haklarını koruyacağım demişti. Nasıl korudu hep beraber gördük.
Obama %47'yi muhalefete bırakarak %53 ile iktidar olduğunda tıpkı Erdoğan gibi "Ben de tüm Amerikalıların Başkanı olacağım" dedi. Ne kadar olacak göreceğiz.
İlk bakışta bir melezin ABD'de Başkanlığa getirilmesi çoğu insanda umut ve olumlu bir hava yaratmıştır. Onu halktan önce seçen büyük sermayedarlar tam da bunu hedeflemişlerdir. Bu insanlar işin arka planına bakma gereği duymayanlardır. Beyaz saray'daki değişim salt bir renk değişiminden ibaret kalacaktır.
Tıpkı Türkiye'de Çiller ilk kadın başbakan seçildiğinde de çoğumuz duygusallaşmış ve kısmen de umutlananlarımız oldu. Ancak görüldüki bizdeki değişimde salt cinsiyet değişiminde kaldı en çok faili meçhul cinayet onun döneminde işlendi.
OBAMA'NIN PAZARLANMASI, MARKALAŞTIRILMASI VE ARKASINDAKİ GÜÇLER
ABD'nin son on yılını değiştiren 11 Eylül'ün üzerinden yedi yıl geçti. Afganistan saldırısı üzerinden altı, Irak batağına saplanışından beş yıl geçti. Salt burada 4500'ün üzerinde ABD'li asker, bir milyona yakın Iraklının can kaybı yaşandı. Bu kaoslar içinde hala çok derinden beyaz olan, zencilere karşı önyargıları kırılamayan ABD'de hem beyaz hem siyah olan birinin vitrine çıkarılmasına en başta büyük sermaye zinciri karar verdi.
Örneğin Hyatt oteller zincirinin sahipleri onu büyük iş çevreleri ile buluşturdu. Bağış ve mali ayağını ABD tarihinde görülmemiş miktarda oluşturdular.
İlk toplantılarından birinde JP Morgan Chase, Ford, Aetna ve Duke enerjizi gibi dev şirketlerin yönetim kurulu üyeleri Obama'yı sorgulayıp, ekonomik politikalarında yönlendirip biat ettirerek noktaladılar.
Akabinde son ABD krizini tetikleyen iflasını ilan edecek olan Lehman Brother'ın CEO'su Richard Fuld eski FED başkanı Paul Volcker ve New York'un gayrimenkul kralı Jerry Spreyer'in de desteğini alıyordu. Giderek Wall Street Obama'yı vitrine çıkarıyor ve arkasında duruyordu. Bu dönemde kullanabilecekleri en iyi aday siyah beyaz ve sermaye sınıfının sözcülüğünü kabul eden en iyi şekilde pazarlanacak olan Obama idi.
New York Times'ın 17 Ağustos 2008 tarihli haberinde belirttiği gibi büyük sermaye sınıfından Obama'ya destek verenlerin başında şu kuruluşların adı veriliyordu:
Hyatt Oteller Zincirinden Penny Fritaken JP. Morgan Chase – William Daley – Quantum Fonları kurucusu – George SOROS, Google – Eric Schmidt, Young and Rubicam- Ann Fudye, Black Rock Yatırım Fonu'ndan – Laurence Fink, Özel yatırımcı – Warren Buffett, Pepsi Co.'nun ceosu – Indra Nooyi, Eski Hazine Bakanı – Robert Rubin gibi sermaye sınıfını kendilerinin ekonomik ve siyasi istemlerini kayıtsız şartsız yerine getirmeye amade şaşaalı şovları becerecek yapıdaki Howard Hukuk mezunu Obama'yı kullanmayı ve onu kuşatıp Başkan yapmayı kabul ettiler.
Lehman Brother'ın yönetici kurulunun yüksek tazminatlarını aldıktan sonra bu dev şirketin Başkanlık yarışının tam son aşaması olan 15 Eylül 2008'lerde iflasını açıklaması Obama'ya desteğin Bush ve Mc Cain'in iflasının planlanması değil de nedir?
ABD'de ne muhafazakar Cumhuriyetçilerde ne sözde sahte demokratlar sola hiçbir şekilde yer ve olanak vermemiştir veremez.
1896'da işçilerin kölece 12-16-24 saat çalıştırılmalarına karşı çıkarak 8 saatlik işgünü için grev başlatan Person ve arkadaşlarını sendikacılar Chikago'daki işçi eylemlerinden ötürü grev ve toplantıları sermaye sınıfının silahlı gücünün vahşi saldırıları ile kırılmış, Person ve 3 arkadaşı bu eylemleri nedeniyle idam edildikten 7 yıl sonra aynı mahkemede "adli hata yapıldığına karar vererek" öldürdüğü mahkûmları aklamıştır. Tıpkı Mac Carthycilerin astırdığı Rosenbergler gibi.
Obama yalnızca büyük sermaye sınıfının değil onların öteden beri desteklediği Kennedy ailesinin de desteğini almış vitrindeki melez iyi bir hatip siyah beyazı Demokrat Parti içinde desteklemeye karar vermişlerdir. Çünkü kendi ailesindeki tüm siyasetçiler ABD derin devletince şu ya da bu biçimde katledilmişlerdir.
Tıpkı ABD'nin uydusu Türkiye'de olduğu gibi muhaliflerine hiç olanak vermeyen derin Türkiye'de olduğu gibi, derin ABD'de daha çok Kuzey ABD'deki büyük sermaye sınıfının temsilcisi değil ama vitrininde kullanabileceği en uygun aktörün Barack Hüseyin (Sahte) Obama olduğuna karar verilmiştir. Kapitalizmin en büyük ikinci krizine denk düşülerek, ABD halklarına verilen sahte umutla onu kendisinin gerçekte iktidar olmadığı olamayacağının üstünü öreterek, değişim yapacağını söyleye gelmiştir. Ancak değişimin nereden nereye hangi sınıf için ve nasıl olacağından hiç söz etmemiş, ettirilmemiştir. Yalnızca değişim ve yes we can (başarabiliriz) demiştir. Seçilmeyi başarmıştır yeni bir değişimi değil.
ABD sermaye sınıfı kapitalizmin ideolojik çöküşünü örtmek için hem siyah hem beyaz ama sermaye sınıfının emrindeki Obama'yı kullanmıştır.
Obama ne siyahların ne beyazların başkanı olmamıştır olamayacaktır.
Obama yalnızca geçici bir süre için mağdurların yandaşı imiş gibi görünmeye çalışmaktadır.
Obama yalnızca büyük sermaye sınıfının onayını almakla kalmamış belki onları da önce bu sınıfın demokrat partisinin başta John Kennedy olmak üzere oğullarını kurban veren Kennedy'lerin de Demokrat Parti içinde Clinton'a karşı desteğini alarak yola koyulmuştur. Kennedy'ler artık aileden kurban vermek yerine yeni kurban adaylarına destek vermeye karar vermiş büyük sermaye sınıfı ailesi olarak bu kez siyah-beyaz Kenyalı Hüseyin adlı Hıristiyan köle torunu düzen savunmanı Obama'yı başta demokrat parti içinde Clintonlara karşı sonrasında Lehman Brothers ailesinin iflasını sergileyerek bu melezi vitrine sunuyorlardı.
Kennedy'lerin karşıtları vitrine koydukları Obama'yı da Kennedy gibi vururlar mıydı? Bunun ilk denemesini yapacak olanlar henüz teşebbüs halinde yakalandılar. Ama burası gangsterler ülkesi nerede ne zaman kimin ne kadar güvenliği var bilinmez.
306 milyonluk bir ülkede yalnızca %14'ünün siyah olduğu dikkate alınırsa Obama'nın yüzde 53 oy almış olmasını onun rengine değil ideolojik oryantasyonuna ve söyleminin beyaz oluşuna borçludur.
Obama rakibine oranla işçilerden yana bazı vaatlerde bulunarak Amerikan Sendikalarını neredeyse tamamının maddi, fiziki, parasal desteğini ve işçilerin oyunu almıştır.
Böylece, Türk – iş'in de ötelerde savunduğu Amerikan Sendikacılığının "partiler üstülüğünden" vazgeçerek siyasal tercihini siyahî adaydan yana koymuş olması yeni bir değişim olmuştur.
Afganistan ve Irak'taki savaşlarda yaptığı katliamlarla dünyanın en sömürgeci, en saldırgan emperyalist gücü olan ABD'ye tüm dünya halkları gözünde kin ve nefretle anılan ABD'yi Obama boyası ile yazılı ve görsel medya ile aklamaya çalışıyorlar. Kapitalist propaganda odakları bir süre için göz boyamayı başarmış olsa bile; onun gerçek yüzü çok yakın gelecekte açıkça görülecektir.
Obama yarı ataları gibi siyahîliğinden çile çekmiş olanların hakları uğruna mücadele vermiş biri de değildir.
Onun kölelerin çektikleri ile özgürlük ve insanlık mücadelesi ile tek bağı derisinin yarısındaki rengindedir. Kendisinden önceki Beyaz Saray şahinleri Bush'un silah arkadaşı, Savunma Bakanı Colin Powel ve Condolezza Rice'ın marifetleri ortadadır.Cumhuriyetçi Powel şimdi de Obama'nın yanındadır.
Obama çöken bir sistemin çöken ABD'nin, çöken küreselleşmenin kurtarıcısı olarak ABD büyük sermayesinin ve uluslar arası tekellerin yeniden dünyayı yönetme stratejisinin bir gereği olarak allayıp pullayarak piyasaya sürülmüş bir piyondur.
Ancak bu piyonun da çare olmadığı, Obama'nın seçim başarısından bir gün sonra, yeni iflaslar, yeni işten çıkarmalar, borsadaki çöküşlerle ortaya çıkmıştır.
Bu satırların yazıldığı sırada cumhuriyetçilerle büyük sermayedarları işçi sınıfı ve emekçi halktan topladığı birikimlerle öncekilerinde olduğu gibi iki bankayı daha yeniden yok fiyatına özelleştirmek için kamulaştırmıştır. ABD'de ve bütün kapitalist ülkelerde toplu işçi çıkarmaları ve iflaslar devam etmektedir. Bu Obama'nın da arkasındaki güçlerinde iflasının göstergesidir.
Av. Rasim Öz
Savaş yolu dergisi yayın yönetmeni
İletişim
Bin bir direk Mahallesi Divan Yolu Caddesi No: 19 Kat: 1 Daire 12-13 Savaş Yolu Dergisi Kat:2 Daire:16 IgD (ilerici Gençler Derneği) Sultanahmet-Eminönü - İSTANBUL
Tel: 0212 516 06 12
Faks: 0212 516 06 13
savasyolu@gmail.com