bütün ülkelerin işçileri birleşin
Anayasanın Değiştirilmez Hiç Bir Hükmü Yoktur

*Basında özellikle ANAYASANIN türbana olanak yaratmak için değiştirilmesinden sonra, Anayasanın ilk dört maddesinin “değiştirilemezliği ve değiştirilmesinin teklif dahi edilemezliği” üzerine çok yazıldı konuşuldu
*Anayasa mahkemesi de: Türban değişikliği hükmünün İPTALİNİ Anayasanın “ değiştirilemez ve teklif edilemez “ hükümlerinden olan ve Cumhuriyetin nitelikleri belirleyen ikinci maddesi de ki Laiklik hükmüne aykırı oluşuna dayandırılmıştı.
*Anayasanın 2. Maddesi “Türkiye Cumhuriyeti toplumun huzuru, milli dayanışma ve Adalet anlayışı içinde, İnsan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan Demokratik, Laik ve Sosyal bir Hukuk devletidir” denilmektedir.
* Bu maddedeki en önemli hükümleri Türkiye Cumhuriyeti:
1-“Demokratik bir devlettir” diyor ama bu madde hükümleri hep kağıt üzerinde kalmıştır. Hiçbir zaman gerçek anlamda, DEMOKRATİK bir devlet olmamıştır.
*Demokratik devlet faşizmin yaptığı Anayasa ile yönetilmez Demokratik devlette işçi sınıfının öncü partisi Komünist parti yasaklanmaz.
*Demokratik devlette 301. Madde gibi hükümler bulunmaz
*Demokratik devlette; Halkların eşitliği ve kardeşliği gönüllü birlikteliği sağlanır.
*Demokratik devlette “1 Mayıslar” yasaklanmaz işçiler emekçiler coplanmaz, gazlanmaz.
*Demokratik devlet Filistin’de özgürlükleri için taş atan çocuklar kahraman ilan edilirken, Diyarbakır da taş atan çocuklar örgüt üyeliği ile suçlanmaz 7 yaşındaki çocuklara 17 yıl hapis cezası istenmez.
*Bugünde 28 Şubatlar, 27 Nisanlarla, Şemdinlilerle, Uğur Kaymazlar, Hrant DİNK’ler rahip santaroyla Malatya katliamı ile devam eden parti katma mezarlığı haline getirilen 12 Eylüllün devam etmekte olduğu bir Ülkede Demokrasiden söz edilemez.
*Faili meçhul cinayetlerin 1 Mayıs 1977 lerin hesabı sorulmadıkça, deşifre olan Ergenekon ahtapotunun yalnızca bir koluna dokunan bir Ülkede Ergenekonlar, JİTEM ciler tüm cinayetlerinin hesabını vermedikçe demokrasiden söz edilemez.
2- “Laik bir devlettir” deniliyor yine gerçekte T.C. gerçek anlamı ile hiçbir zaman “LAİK” bir devlet olmamıştır. Olmaya da hiç niyeti yoktur. Nasıl olsun ki; aynı Anayasanın 24. Maddesi : “İlk ve Ortaöğretim kurumlarında din dersini zorunlu hale getirilmiştir. Üstelik o dinden İslamiyetin dört yada daha fazla denilen İslami MEZHEPLERDEN yalnızca biri olan Sünni HANEFİ mezhebi öğretilmektedir.
*Yine aynı Anayasanın 136. Maddesi “İ. Diyanet İşleri Başkanlığı” maddesi hükmü ve buna dayalı olarak çıkarılan yasa ile de din dersinde olduğu gibi, yalnızca Hanefilerin yönettiği bir diyanet başkanlığının bulunduğu bir Ülkede, Laik devletten söz edilemez.
*Laik devlet yine İslam dinin bir mezhebine mensup yüzbini aşkın imamı ve bu sayıdan daha çok Camiye Cemaatlere tarikatlara bu yollarla destek olmaz olamaz .
*Bu Anayasa : “T.C. na Yurttaşlık bağı ile bağlı herkes Türk’tür” dediği için Türkiye de yaşayan herkesin ırkı değişmediği gibi; din dersleri, islamın bir mezhebi doğrultusunda verildiği Camilerde de imamların bu doğrultuda faaliyet gösterdikleri için T.C. tüm yurttaşlarının hepsi de, Hanefi Müslüman olmuyor.
*Şimdilerde; din dersinin AİHM kararı doğrultusunda zorunlu ders olmaktan çıkarılması ve Camilerin ve İmamların devlet tarafından finanse edilmesinden vazgeçmek yerine; fermani altun ve İzzettin Doğan gibi Alevilerinden Sünnileştirme yolunda olan Alevilerin gericileri; iktidarın istemi doğrultusunda bu Anti Laik uygulamaya bir kısım Alevilerinde dahil edilmesine olanak yaratma çabası yürütülmektedir. Din derslerinin zorunlu olmaktan çıkartılıp diyanet işleri başkanlığının kaldırılmasını talep eden Laik Alevilerde Laik duruşlarını terke davet ediliyor. Böyle bir Ülkede Laiklikten söz edilebilirmi?
*Anayasanın 10. Maddesi: “Herkes,dil ırk renk cinsiyet, siyasi düşünce,felsefi inanç,DİN ,MEZHEP ve benzeri sebeplerle AYIRIM GÖZETİLMEKSİZİN kanun önünde EŞİTTİR” diyor. Şimdi; Alevilerinde ödediği vergilerle Sünni eğitimi verilirken, bütçeden üçüncü en büyük payı Cami imamlarına ayırıyor ve Camilerin elektrik ve suyunu finanse ödüyorken bu eşitlikten söz edilebilinir mi ?
*Aynı madde de devamla “Hiçbir kişiye, aileye ZÜMREYE veya sınıfa İMTİYAZ tanınamaz” deniliyor. Bu Sünni İslama tanınan imtiyaz değil de nedir. Burada LAİK devletten söz edilebilinir mi ?
*Aynı maddenin son fıkrasında “Devlet organları ve İDARİ makamları işlemlerinde kanun önünde; EŞİTLİK İLKESİNE UYGUN olarak hareket etmek ZORUNDADIR” deniliyor.
*Şimdi siyasi iktidarlar Milli Eğitim Bakanlığı Diyanet İşleri Başkanlığı; çeşitli din mezhep inancında olanlar ve dinsizlerden toplanan vergiler salt bir inanç için verilen eşit diyanete ve Cami imamlarına tanınan imtiyazlar karşısında EŞİT uygulamadan ve bu zorunluluğa uyulduğundan, tüm din ve inançlara aynı mesafede durması gereken devletin buna uymaması karşısında LAİK devletten bahsedilir mi ?
3-Anayasanın ikinci maddesi T.c.”Sosyal” bir devlet olduğunu” da yazıyor.
*T.C. hiçbir zaman gerçek anlamda “SOSYAL” bir devlet olmamıştır. Sovyetler birliğinin yenilgisinden sonra tek kutuplu hale gelen ABD ve AB emperyalist kapitalist güçlerinden başlayarak, tüm dünyada ve T.C. 1917 den sonra adım adım verilmek zorunluğu hissedilen ve kalınan Sosyal haklar, T.C. ve tüm dünyada kazanılmış sosyal haklar birer birer geri alınmaya devam edilmektedir.
* “Sosyal” devlet, AKP siyasal iktidarınca oya dönüştürmek için “SADAKA DEVLETİ” durumuna getirilmiştir.
4-Yine Anayasanın ikinci maddesi T.C. “Hukuk devletidir” der gerçekte; T.C. yine hiçbir zaman bir hukuk devleti olmamıştır. Kuruluşundan günümüze kadar Hukuk Devleti olmak yerine “KANUN DEVLETİ” dahası “POLİS DEVLETİ” ola gelmiştir. Bunun onbinlerce örneğini biliyoruz. En sonuncularında Trafik cezası ödememek için kaçan şoförün arkasından ateş ederek öldüren polisin kendisini devlet olarak görmesindendir. Trafik suçu para cezasını gerektiren bir suçtur.
*Anayasa mahkemesi de son kararlarında para cezasını gerektiren suçlara HAPİS CEZASI verilemez derken, Polis bu suçu ölümle cezalandırmıştır.
*Anayasanın temel haklardan saydığı düşünce ve kanaat hürriyeti(md.25 ) düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetini (26.md) Basım ve yayımlama hürriyetini (28. Md ) tanırken polis ve gardiyanları düzene aykırı saydığı Legal bir dergiyi dağıtan Ceber’in katledilebildiği bir Ülkeye polis devleti değil de, T.C. bir hukuk devletidir nasıl denilebilinir.
*Anayasanın bu bir ve ikinci maddelerinde yazılı yaşama geçirilmemiş geçirilmek te istenilmeyen hükümler dışında değiştirilmezliği güvenceye alınan en çok tartışmalı bir de üçüncü maddesi vardır. Bu maddenin başlığı, “Devletin bütünlüğü, resmi dili, bayrağı, milli marşı ve başkanı” hükümlerini taşımaktadır.
*Bu madde de “Türkiye Cumhuriyeti Ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir. Bayrağı, Şekli kanunda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır” denilmektedir.
*Kamuoyunda en çok tartışılan hükümde bu Anayasanın üçüncü maddesi olmuştur. Bu ilk üç madde ilkez 12 Eylül faşizmin hayır denilmesini yasaklayıp cezalandırdığı 1982 Anayasasında değil, 27 Mayıs darbesinden sonra yapılan 1961 Anayasasında kısmen olduğu için; 1982 Anayasasına zorunlu din dersini ve İ.diyanet işleri başkanlığı hükümlerini ilaveten koyarak Atatürk karşıtlığını dengelemek için olmalı Atatürkçü de görünmek için bu üç madde 1961 Anayasasından Aktarmıştır.
*1982 Anayasasının bu 1,2,3 maddelerinin son cümlelerine “bu madde değiştirilemez değiştirilmesi de teklif edilemez” hükmü yazılarak bu maddelerin değiştirilemezliği ve değiştirilmesinin teklif dahi edilemiyeceği hükmü konulabilinirdi. Bu yapılmayarak bu ilk üç maddenin değiştirilemiyeceğini ve değiştirilmesinin teklif edilemiyeceği Anayasanın dördüncü maddenin de aşağıdaki başlık altında ve aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir.
*Başlık “IV – DEĞİŞTİRİLMEYECEK HÜKÜMLER
*Madde 4- Anayasanın 1. Maddesindeki devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile 2.maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3. Maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez “ denilmiştir.
*Evet bu 4.madde ilk üç maddenin koruyucusu değiştirilmezliğinin ve değiştirilmesinin teklif edilemezliğinin güvencesidir.
*Peki Anayasanın ilk üç maddesini koruyan Anayasanın 4. Maddesi kendi kendisini de koruma altına almadığına ve 4. Madde değiştirilemez denilmediğine göre; bu dördüncü maddeyi Anayasanın hangi hükmü ve nasıl koruyacaktır.
*177 Ana ve geçici 16 maddeden oluşan ve bu Anayasanın ilk üç maddesinin değiştirilmezliğin ve değiştirilmesinin teklif edilemezliğini koruyan 4 maddeden başka HİÇ BİR HÜKÜM YOKTUR.
*Yasama meclisi isterse; Anayasanın 174 maddesini istediği gibi değiştirebileceği gibi, bunlar arasında olan ve değiştirilmesi ve değiştirilmesini teklif edilemezliğini önleyen hiçbir hüküm bulunmamaktadır.
*Bu 4 madde var olduğu sürece; ilk üç maddenin değiştirilmesi ve değiştirilmesinin teklif bile edilemezliği güvence altındadır.
*Ancak Anayasanın ilk 3 maddesi için getirilen 4. Maddesinin değiştirilmezliğinin hiçbir teminatı ve korunması aynı 4. Maddede ve bir bir başka madde değiştirilemez denilmediği için; Anayasayı değiştirme çoğunluğuna sahip AKP iktidarı Türban için ya da İslamı yaşam tarzını yeniden yaşama geçirmek için isterse koşulları, olanakları uygun bulursa, bulabilirse, “meyvanın olgunlaştığına inanırsa, Anayasanın değiştirilemez ilk üç maddesine hiç dokunmaksızın bir cümlelik Anayasa değişikliği ile “ANAYASANIN dördüncü maddesi yürürlükten kaldırılmıştır” önerisini TBMM den geçirdiğinde, Anayasanın sözünü ettiğimiz 1,2,3 maddelerinin değiştirilmesinin önünde de hiçbir engel kalmamış olacaktır.
*Eğer 4 madde de bu Anayasanın 1,2,3 ve 4 maddelerinin değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez denilseydi Bu 4. madde de değiştirilmesi de olanaklı olmayacaktı. Ancak mevcut Anayasada ne 4. Maddenin nede sonraki tüm hükümlerinden hiç birinde böyle bir hüküm bulunmadığına göre ; “DEĞİŞTİRİLME yönünden 4 madde ile geçici geçici 15 maddenin değiştirilmesi arasında hiçbir fark yoktur.
*Zoraki yorumlama ile Anayasanın 1,2,3 maddelerinin değiştirilmezliğini yazan 4. Madde de bu kapsamdadır denilebilse bile; bu Anayasa hükümlerinin üstünlüğü bağlayıcılığı karşısında geçersiz bir varsayımdan yorumdan ibaret kalır.
*Eğer yasa koyucunun gerçek amacı4. Madeninde değiştirilemezliği olsa idi aynı maddeye açıkça Anayasanın 1,2,3 maddeleri ile birlikte4. Maddesinin de “değiştirilemeyeceğini ve değiştirilmesinin de teklif edilemiyeceğini” yazardı.
*Anayasada böyle bir hüküm bulunmadığına göre, varsayıma dayalı hayali bir yorumla yasal bir hüküm yaratılması olanaklı bulunmadığı gibi; böyle bir yorum ve varsayımla Anayasa hükmü yazılması ve varsayımla yaratılması da olanaksızdır.
*Öyleyse; bütün bunları niye yazıyorum AKP ye Hadi önün açık yap bunu demek için mi? Ya da Ergenekon olayında anlatıldığı gibi darbe ortamı yaratmak için eylem ve söylemleri ile birilerini bir yerlere getirmek için mi? Bizi gerçekten tanıyanlarla birlikte bu olasılıklara elbette ki kesinlikle hayır diyoruz.
*Biz bu hukuksal boşluğu itiraf edeyim ki; Laiklik ve Alevilerin taleplerini yazmak için Anayasa yeniden batarken; ilk kez gördüm. Belki de bende çok önce İslamcı siyasiler görmüştür. Ama “meyvelerini olgunlaşmadığını “ siyasi atmosferin uygun olmadığını düşündükleri için o koşulları beklemeyi yeğlemişlerdir.
*Bende atlamış olabilirim ama benim iki gece önce saptadığım bu hukuki boşluktan AKP iktidarı yararlansın diye değil tam tersine “Laik demokratik, sosyal Hukuk devletini” savunduğunu söyleyen AKP iktidarını köşeye sıkıştırarak; gücün varsa yüreğin varsa, sana hukuk boşluğu sunuyorum. 4. Maddeyi kaldır Türbanı da çöz istersen (ki istemiyorsun biliyorum sen islamın-ılımlı islamında değil) ABD AB büyük ve iflas etmeye devam eden sermaye sınıfının taşeronusun, onların izin verdiği ölçüde yapabilirsin diyorum.
*Bunu söylerken Ergenekoncular gibi; tümü insanlık düşmanı faşist katliamı işkenceci işçi sınıfı ve emekçi halkların düşmanı darbeleri davet içinde elbette ki değil, tam tersine onları teşhir ve önlerini kesmek için bu maddelerin gerçekten değiştirilemiyeceğinin güvenceye alınması ve diyorum ki Anayasayı yazanların bilinçli seçimlerinden mi? Unutkanlıklarından mı yada koruyan madde koruma kapsamındadamı diyerek yarattıkları boşluktan mı her neden olursa olsun; 4. Maddenin de değiştirilemiyeceğinin aynı madde metnine yazılması bize göre zorunlu hale gelmiştir.
*AKP iktidarı bu hukuki boşluğun mutlaka farkındadır. Ancak meyvenin olgunlaşmasını yada inançlarını sömürmeye devam ettiği bizimde saygı duymaya devam ettiğimiz samimi Müslümanların duygularını sömürmeye devam etmektedir.
*ABD. AB büyük sermaye sınıfının siparişi ile iktidara getirilen ve henüz yaratmaya çalıştığı alternatifinin yine aynı misyondaki siyasilerine de tam olarak güvenemediğinden görev süresi bitmekte olan AKP yi yakın gözleme ve izlemeye almıştır.
*AKP bugünkü koşullarda Anayasanın ne 4. Maddesini kaldırmaya nede o kaldırdıktan sonra ilk üç maddenin değiştirmeye bugünkü konjöktürde gücü yetmez.
*Acilen yapılması gereken şey, başta kendisine mualefet eden partisi CHP olmak üzere Parlamentodaki tüm partilerin parlamento başkanı KÖKSAL’ın çağırısına uyarak değiştirilmesinde oy birliği ile birleştikleri Anayasa hükümlerinin biran önce demokratik açılım için değiştirilmesini sağlamaktadırlar.
*Bunların en başında A.Y. 4 maddenin 4. Madeninde değiştirilemiyeceğinin ve değiştirilmesinin teklif edilemiyeceğinin yazılmasıdır.
*Yine bunun kadar acil ve önemli olan pinocet gibi ölmelerinden önce yargılanmalarını sağlamak12 Eylül faşizmin hesabını sorabilmek için; geçici denilmesine rağmen 26 yıldır değiştirmeyen Anayasadaki geçici 15. Maddenin değiştirilmesini sağlamak olmalıdır.
Av. RASİM ÖZ
Savaş yolu Dergisi Yayın Yönetmeni
İletişim
Bin bir direk Mahallesi Divan Yolu Caddesi No: 19 Kat: 1 Daire 12-13 Savaş Yolu Dergisi Kat:2 Daire:16 IgD (ilerici Gençler Derneği) Sultanahmet-Eminönü - İSTANBUL
Tel: 0212 516 06 12
Faks: 0212 516 06 13
savasyolu@gmail.com