bütün ülkelerin işçileri birleşin
Laiklik ve Alevilerin İstemleri

*22 Temmuz seçimleri öncesinde din sömürücüsü, Şeriat özlemcisi Cemaat ve tarikatlara dayalı türban kullanıcısı ABD Büyük sermayedarlarının taşaronu yeşil kuşağın yerine, BOP da ve Büyük Asya Projesi için ılımlı İslam patenti ile Türkiye halklarına kabul ettirilen AKP iktidarına karşı olan mitingler düzenleyicilerinin kendilerine ulusalcı dediği düzenlediği mitinglerde yeri göğü bir kocaman yalan inletiyordu.
“TÜRKİYE LAİKTİR LAİK KALACAK” deniyordu. Oysa, bu Türkiye için Mustafa Kemal dönemi içinde geçerli olmak üzere koskoca bir yalandı. Gerçekte Anayasaların çoğunda Türkiye Cumhuriyeti Laiktir diye yazmakta olsa bile, Türkiye gerçek anlamda hiçbir zaman Laik olmamıştır ki; Laik kalsın.
*12 Eylül faşizminin Anayasasına da aktarılan Cumhuriyetin nitelikleri ile ilgili 2. Maddesinde yazılı: “Türkiye Cumhuriyeti..1) Demokratik 2) Laik 3)Sosyal 4)Hukuk devletidir. Söylemlerinin hiç birisi Türkiye de hiçbir zaman gerçekleşmemiştir. Bu ilk üç maddede de bu maddeler değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez hükmü yoktur.
*Bu hüküm Anayasanın 4. md. maddesinde yer almaktadır. Anayasanın 4 maddesi “Anayasanın 1,2 ve 3 maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez “ emredici hükmünü getirmiştir.
*Bunu derken hukukçuların hukuki boşluk dediği bu madde ile bir boşluk yaratılmıştır. Anayasal bir iktidarım diyen hiçbir iktidar evet bu Anayasanın 4 maddesi olduğu sürece%47 oyla değil,%99 oyla iktidar olsa ve bu ilk 3 maddeyi değiştirme vaadi ile iktidara gelse bile herhangi bir şekilde bu ilk üç maddeyi değiştiremez ve değiştirilmesini teklif edemez.
*Bu mutlak bir hukuksal doğrudur. Ama Anayasanın 4. Maddesi büyük bir boşluk yapılarak ilk 3 maddeyi korur değiştirilmezliğini güvence altına almışken, kendisini unutmuş ”Anayasanın 4. Maddesi de değiştirilemez değiştirilmesi teklif edilemez” dememiştir.
*Şimdi AKP iktidarı “meyvasını olgunlaştırsa” toplumsal, sosyal, kurumsal koşulları uygun bulunsa Anayasanın ilk üç maddesine hiç dokunmadan, Tıpkı “Türban” hükmünde olduğu gibi bir gecede bir cümlelik hüküm getirerek Anayasanın 4. Maddesi yürürlükten” KALDIRILMIŞTIR” diyerek bu maddeyi ortadan kaldırsa; Anayasanın Birinci İkinci ve Üçüncü maddeleri koruyan değiştirilmezliğini değiştirilmezliğinin teklif edilemezliğini hangi Anayasa ve yasa hükmü ile koruyabilirsiniz.
*2435 sahifelik Ergenekon iddianamesinde Veli Küçük, Muzaffer Tekin gibi deşifre olmuş derin Türkiye ve Jitemciler yanında iktidar mualifi aydınlarında darbe ortamı yaratma dayanaksız ve tutarsız iddialarının önemli bir bölümü yerine; ben o davanın Savcısı olsam; MHP nın bilerek bilmeyerek AKP yi destekleyerek iktidara getirdiği gibi, tuzağa da düşürdüğü şekilde; AKP ye Anayasanın 4 maddesini değiştirmeniz önünde Anayasal hiçbir engel yoktur, derdim.
*Ama biliyorum ki; söylendiği gibi Türkiye Cumhuriyetinin yüzde doksan dokuzu Müslümandır söylemin doğru olmadığı gibi: saygı duyduğumuz samimi inanan Müslümanları da diğer dindarları da AKP. A.Y. 4 md. Değiştirebilse bile bu 2 maddesini değiştirmeye gücü yetmez bir an için bunu yapsa bile, devam ettiremez.
*Bunu hiçbir silahlı güce güvenerek söylemiyorum. Bu ülkede kişisel hakları için değil, üyesi olmasa bile işçi haklarını savunan bir işçi konfederasyonu olan, DİSK’in kapatılması için getirilen bir yasa önerisine karşı, DİSK üyesi Türkiş üyesi ve sendikasız işçilerin Türkiye İşçi sınıfına bugünkü gibi yok sayıldığı 1970 15-16 Haziranındaki başkaldırısına, ona destek veren emekçi halkına öğrenci ve işçi gençliğine, aydın samimi Müslüman ailelerinin desteğine olan güvencimden söylüyorum.
-2-
*Dahası darbe yanlısı, militarizm yanlısı değil, ama antiemperyalist ulusal kurtuluş savaşı dönemindeki Kemalistliği bu günde sürdürenlere yüzyıllar boyu baskı zulüm görmüş, “mum söndü” yalanı ile aşağılanmış Türkiye özel felezof, aydın ilerici, Adaletin eşitliğin kardeşliğin Ali’sini Anadolu’ya özgü olarak yaratarak ,”eline beline diline” diyen samimi Anadolu Alevilerinin bu ülkede var oluşlarına (kendi içinde İzzettin Doğan, Fermani Altun gibi azınlıktan olan faşizm ve düzen yanlısı Alevilerin var oluşlarından rağmen) onlara da olan güvencimdendir.
*Türkiye Alevilerinin yarattığı mitleştirdiği Ali ile Muhammet Peygamberin altına dündül eline Zülfikar vererek haddi savaşlarla Müslüman et ya kelime-i şahadet getir ya kelleni ver diyen Ali ile bir ilgisi yoktur. Anadolu Aleviliğinin Alisi haksızlığa zulme baskıya sömürüye karşı kılıcını ezilenlerin yanında kullanan bir büyük felezof binbir adından biri Ali olan insan üstü mitleştirilmiş Ali’dir.
*Türkiye solunun radikal kesiminde olan kurban edilen gençliğinin kökenine bakın çoğunluğu Alevi kökenlidir. Alevi geleneğinde zulme karşı direniş vardır.
*Ama biliyorum ki doğum 35 hanelik alevi köyümde 1949 larda “gelin canlar bir olalım. Elimize belimize dilimize sahip olalım” diyenler Cem yaparken hiçbir zaman mum söndürmediler. Ama hıristiyanların kilisede şarap içmesi gibi bir kadeh içinde bade dedikleri içkiyi yudum yudum birlikte paylaşırlardı. Bunu söylerken bu sağlığa aykırı paylaşımı bu günde paylaşıyormuyum elbetteki Hayır.
*Osmanlıdan bu yana Türkiye de insanları sınıfsal özünden soyutlayıp, hep halkların yurtdaşların alt ve üst kimlikleri üzerine kurgular yapılarak baskı şiddet sömürü sürdürüle gelmiştir.
*Yıllardan beri, Ülkedeki Kürt sorununa kalıcı bir çözüm getirilmediği gibi, Alevilerin sorunlarına da getirilmemiş Ülkede birlik bütünlük Anayasa ve yasalara rağmen hiçbir zaman sağlanamamıştır.
*Çünki; bu sorunlara bu sınıfsal bakış, yaklaşım ve çözüm önerisi getirilmemiş kimlikleri kullanıla gelmiştir.
*ABD Ortadoğu da Sovyetlere karşı bir yeşil kuşak oluşturulması planı doğrultusunda 12 Eylül faşizmine sipariş ettirdiği ve Anayasasına koydurduğu zorunlu din dersi ile Alevi çocuklarını da Sünnileştirerek düzenle uyumlu hale getirmek istenilmiştir.
*Hiçbir laik devlette “zorunlu din dersi” olmaz olamaz Bir Alevi yurtdaşın konuyu AİHM götürmesi ile AİHM verdiği kararda bu yönde olmuş, AB ye girmek için kayıt üstünde bir takım göstermelik değişikler yapan, ama bunları da yaşama geçirmeyen AKP iktidarı, AİHM nın bu kararı doğrultusunda bir girişim yaparak din dersinin zorunlu olmasını Anayasadan çıkarmak için tüm gerçekten laik sosyalist ve Alevilerin istemlerine rağmen bu yolda bir girişim yapılmamıştır.
*AKP iktidarı 22 Temmuz 2007 seçimlerinde vitrini süslemek için Zafer Üskül, Ertuğrul Günay gibi dönekleri partisine aldığı gibi, Alevilerden de Reha Çamuroğlunu almış Alevi dedelerine maaş bağlayıp, Cem evlerinin su ve elektriğini ödetmek vaatleri ile onları da kendilerine bağlamak girişimleri ilerici Anadolu Aleviliğinin ezici çoğunluğunca red edilmiştir.
*AKP geçen yıl gündeme getirip rafa kaldırdığı vaatlerinden de vazgeçmiştir. On binlerce (100 bin) Alevinin eşit yurtdaşlık ve Laik Türkiye istemleri ile 9 Kasım 2008 günü Ankara da haykırdıkları istemlerinden sonra, yerel seçimlerin yakınlaşmasındandır ki; Kürt sorununu yeniden hatırlatıyormuş gibi yaptığı şekilde; AKP Alevileri de yeniden hatırlıyormuş gibi yeni girişlerde bulunmaya başlamıştır.
*Ankara mitinginde “NE DEVLET DİNİ NE DİN DEVLETİ” EŞİT Yurtdaşlık diyen Aleviler ve onlara destek veren ilericiler AKP nin Sünnileştirme bir müdürlük de Diyanete bağlama dedelere maaş bağlama Cem evlerine destek gibi yozlaştırma dejenere etme rüşvetlerini yerinde olarak RED etmişlerdir.
-3-
*Onlar ”farklılıkların kabullenildiği demokratik hukuk kuralları ile korunan özgürlükçü eşitlikçi çok kültürlü devletten bağımsız, devletin tüm din inanış ve düşüncelere aynı mesafede olduğu çok kültürlü bir toplumsal proje olarak Laik ve demokratik bir devlet istemlerini dile getirmişlerdir.
*Ayrıca; 12 Eylül Anayasasının toplumsal ve hukuki sonuçları din dersi zorunluluğu ile birlikte ortadan kaldırılması için toplumsal mutabakatta yeni bir Anayasa istemlerini dile getirmişlerdir. Yani yalnızca dinsel değil 12 Eylül faşizminin ürünü seçim yasanın siyasi partiler yasanın değiştirilmesini ve barajının kaldırılması Sendikalar yasasının değiştirilmesi gibi pek çok demokratik istem içinde haykırılmıştır.
*Alevi mezhebinden işçi ve emekçilerle başka inançtaki işçi ve emekçilerle ilerici aydınlar, ezilenlerin geniş kitlesinin ilgilerinin odağına girmişlerdir.
*Cem vakfı ve Başkanı 12 Eylülcü İzzettin Doğan ve Sahte Ehlibeyt Vakfı Başkanı Fermani Altun bir yana bırakıldığında Alevi Bektaşı meclisi sol diyorlar ve solda geniş birlik istiyorlardı.
*CHP ve DSP nın kendini sağa tamamen kapatıp SHP ÖDP SDP Emek gibi parti ve oluşumlarla geniş bir sol birlikle AKP ye karşı seçimlere girmeyi öneriyorlardı.
*Bir kısmı da kimsenin oy deposu olmayacağız kontenjan almalıyız diyerek AKP’nın tarikat ve Cemaatlerine özenmiyorlardı.
*Bu Alevi kuruluşlarının başındakilerin kendilerini AKP cemaat ve tarikatları gibi parlamentoya taşıma aracı olarak Aleviliğin kullanılmasından başka bir şey olmazdır.
*Hele de CHP ile pazarlığı hedefleyenler, kara çarşaflıları aklayan Baykal CHP’sinin 6 oklu Mustafa Kemal CHP si ile ne ilgisinin kaldığını düşünebilirdi.
*Alevi federasyonlarının EŞİTLİK LAİKLİK zorunlu din dersi ve Diyanetsiz bir yönetim istemi yeterli iken yöneticilerinin parlamentoda koltuk avcısı durumuna gelmeleri tabanları ve gelenekleri ile uyumlu değildir.
*Ancak, tarihsel süreçleri boyunca diğer işçi ve emekçilerden beklide daha çok horlanmış ezilmiş olan Aleviler diğer Türkiye’nin tüm mezhep din ve milliyetlerinden işçi ve emekçileriyle ilerici devrimci, parti örgüt sendika dernek ve siyasi dergi çevreleri birlikte hareket etmeden, var olan demokratik taleplerini tavizsiz elde etmeleri kolay ve olanaklı değildir.
*Diyanet işleri başkanlığı ile suni İslami devlet dini olarak fiilen kullanıp dayatan önceki iktidarlar gibi, ılımlı İslamcı AKP ye Baykal CHP de kara çarşaflıların Mustafa Kemal’in parlamentosuna taşımanın yolunu açan CHP ile AKP gizli ittifakı açığa çıkmıştır.
*Kürtler ve Aleviler bu ittifakı görmeli kendilerine de karşı olan kuruluşlarını bu düzen partilerinin dışında aramalıdırlar.
*Onların kurtuluşu ırksal, dinsel mezhepsel değil sınıfsal birlikteliklerinin örülmesi örgütlenmesi ve sınıfsal öncü partilerinin yapılandırılmasındadır.
*Baykal CHP si TCK 301 maddesinin değiştirilmesine değil, AKP sahte rütuşuna dahi karşı çıkarak , Türbana karşı çıkarken KARA ÇARŞAFLININ parlamentoya girmesinin yolunu açarak , sağa gerici isimleri milletvekili adayı göstererek Demirel’in damadından eski MHP’lilere ve Süleyman’cılaradek tarikatların taktirini kazanmıştır. Baykal CHP’sinin ne altı oklu Kemalist CHP ve nede “Toprak işleyenin su kullananındır” diyen eski Ecevit’in CHP si ile hiçbir ortak yanı kalmamıştır.
-4-
*Çoğunluğu ile eski CHP’li olan Alevilerinde aradığı adres ne CHP ve nede AKP dir.
*Alevileri kendilerine yedeklemek isteyen düzen partilerinin seçim öncesi sahte asimileci vaatlerini benimsemesi ve özümsemesi tarihsel geleneklerine açıkça aykırıdır.
*Devlet Diyaneti kurabilmişse onun içinde Alevilere de bir müdürlük verilmesi Rüşvetini değil Aleviler tümüyle diyanet işleri müdürlüğünün kaldırılmasını istiyorlar. AKP Alevi dedelerine verilmek istenen imamlara olduğu gibi maaş verilmesi Rüşvetini dedelerinde red edilmesini alkışlamak gerekiyor.
*Alevilikte dedelik; Muhammet ve Ali’nin ve onun çocuklarından oluşan irsi kutsiyet sayılan 12 İmam olarak adlandırılanlarından soyundan gelmiş olmayı gerektirmektedir. Hemen hepsi ya Türk yada Kürt soyundan gelen çocuğu da okuma yazma bilmeyen cahil kişilerdir. Dedeliklerini salt ırklarından dolayı almaktadırlar. Irkları ise Arap olmalarını gerektirir. Şimdi sorun İzzettin Doğan Fermani Altun Arap kökenlimidir. Biri akademisyen biri cahildir. Irkları da dilerlide ayrı ayrıdır.
*Oysa Anadolu Alevileri arasında Arap soyundan gelenler yok gibi çok azınlıktadır.
*Kendilerine Alevi dedesi diyenlerin çoğu (Av. Muharrem Naci Orhon’un olduğu gibi) kendisinin safkan Türk olduğunu söylerler.
*Dedelik ancak Muhammet ve onun amcası oğlu Ali’nin soyundan gelenlere verilen bir unvandır. Oysa Türkiye’deki dedelerin Av. Muharrem Naci gibi hem safkan Türk ve hem de dede nasıl olduğunu sorduğumda bize “elvermişler” gibi soyut anlamsız cevapları onların ve soya dayalı bir kutsiyetin kabulü kraliyetin şahlığın padişahlığın soya dayalı olarak varlığını ve devamını kabul etmelidir ki; bu Cumhuriyetçiliğe, demokratlığa Laikliğe açıkça aykırı ve kabul edilemez bir savdır.ABD emperyalizminin Irak’ta katlettiği bir milyon insanın belikde çoğu Muhammedin aşireti olan kruyşi aşiretindendir 1450 yıl önce katledilen 40 kişi için yas tutulurken aleviler şimdi katledilenlere niçin tepki göstermezler?
*Hem dedelik salt Ali ve Muhammet soyundan gelmeyi zorunlu kılıyorsa bu ırksal gelişim krallık şahlık padişahlıktan ne farkı olur. Biz onları salt soylarından ötürü nasıl kutsarız.
*Ama Türkiye Alevileri 1450 yıl önce Kerbela da zulme uğradığını Yezidilerin zulmettiği ve yandaşlarından 40 kişinin öldürülmesini hazmedemeyip, bugün bile onların yaslarını tutarken ABD emperyalizmin, Hüseyinin susuzlukla şehit edildiğini söyledikleri kerbela kentinde ABD’nin IRAK’ı işgalinden sonra kerbela kentinde yalnızca 40 kişi değil beklide tamamı Kureyşi Muhammedin ve Ali’nin soyundan gelen 1400 kişi katledilmiştir. Onlara olan Alevi tepkisi niye yoktur.
*Aleviler beklide ilk defa istemleri ile sorunlarını mevcur burjuva partilerinin kuyruğuna takılmadan alanlarda haykırmışlardır. Şimdide Kahramanmaraş katliamının sorumlularının yargılanması için alanlara çıkmaya hazırlanmaktadırlar. Ancak şu gerçek unutulmamalıdır ki Türkiye’de tek bir Alevilik yoktur. İnkar edilen baskı gören asimile edilip Sünnileştirilmek istenen Anadolu Aleviliği çoklu renkli bir inanıştır. İnançsızlığa da içermektedir.
*AKP nin sözde yerel seçimler öncesi yeniden gündeme getirdiği “Alevi açılımı”nı Alevilerin ezici çoğunluğunun istemleri doğrultusunda çözüm getirmesi AKP nin Aleviliğe düşman kendi tarikata tabanı yönünden de yerine getirmesi mümkün değildir.
*Gerçekte Cem evleri camilerin rakibi değil bir başka versiyonu olduğundan bunlar AKP’ce teşvik de edilebilinir. Böylesi bir destek asimilasyonu kolaylaştırmak için olacaktır.
*Asıl temel istekleri; Din dersinin zorunlu olmaktan çıkarılması ve Diyanet işleri başkanlığının tümüyle kaldırılmasıdır.
*Dedelere maaş verme rüşvetini red etmeleri yerinde olmuştur. Maaş onların istediği Laikliğin getirilmesini değil onlarında imamlaşmasını istemek diyanete bağlayarak yada bir müdürlük verilerek aynı işlevi görmesini istemekle eşdeğerdir.
-5-
*Kaldı ki Dedelik Anayasanın İnkilap kanunlarının korunmasına ilişkin 174 maddesinin 4 fıkrasına ve buradaki 3. Bende:30. Teşrinisani 1341 tarihli ve 677 sayılı “Tekke ve zaviyelerle Türbelerin seddine ve Türbedarlılar ile bir takım unvanların men ilgasına dair kanun ile Anayasanın aynı maddesinin 7 bendinde 2590 sayılı yasa ile yasaklanan efendi,bey, paşa gibi Lakap ve unvanların kaldırıldığına dair kanunlarla yasaklanan şeyhlik, dervişlik DEDELİK, seyidlik celebilik babalık emirlik Mirlik gibi unvan ve sıfatların kullanılması yasaklanmıştır.
*Dahası A.Y. 174 md. 8. Bendinde 2596 sayılı yasa ile bazı kisvelerin giyilemiyeceğine dair kanunda KARA ÇARŞAF ında yasaklanmasına rağmen SAHTE Kemalist gerçek tutucu Baykal CHP çarşaflıya CHP’nın 6 oklu rozetini takabilmektedir.
*Bu kanunlarla tekke, zaviye, türbe ve dergahlarında kapatılmış olmasına rağmen fiilen hep süre gelmişler yaptırımsız bu yasa hükümleri görmezlikten gelinilmiştir.
*Alevi sorunu bu güne dek seçimden seçime hatırlanır birilerinin oy deposu olarak görülür. Sonrasında unutulurdu. Ancak bu yol artık tıkanmıştır.
*Alevilerin çoğunluğu kendi gerçeklerini görüp kendi sorgulamaya başlamış ve objektif eşitlikçi özgürlükçü demokratik taleplerle ortaya çıkmıştır.
*Alevi sorunu artık aynı zamanda Kürt sorunudur. Alevi sorunu bir demokratikleşme gerçekten laikleşme sosyal bir hukuk devleti olma sivil demokratik bir Anayasa sorunudur. Bir dedelik babalık salt bir inançsal yada inançsızlık sorunu olmaktan çıkmıştır çıkmalıdır.
RASİM ÖZ
İletişim
Bin bir direk Mahallesi Divan Yolu Caddesi No: 19 Kat: 1 Daire 12-13 Savaş Yolu Dergisi Kat:2 Daire:16 IgD (ilerici Gençler Derneği) Sultanahmet-Eminönü - İSTANBUL
Tel: 0212 516 06 12
Faks: 0212 516 06 13
savasyolu@gmail.com